“Taarruz, 26 Ağustos sabahı saat 05:30’da topçu ateşimizle başladı. Türk’ün hakiki kurtuluş güneşi, 30 Ağustos sabahı bütün parlaklığıyla doğdu.” Mustafa Kemal Büyük Taarruz’u anlatıyor. BÜYÜK ZAFERİN ÖYKÜSÜ 30 AĞUSTOS 1922 Türkün kurtuluş güneşi bütün parlaklığıyla doğdu Sakarya Meydan Savaşı’nın anlatımına bir gün ara vererek bundan 89 yıl önce kazandığımız 30 Ağustos zaferiyle ilgili Mustafa Kemal Atatürk ve Fevzi Çakmak arasında geçen bir hatırayı zafer öncesi gelişmeler ışığında nakledelim. Atatürk’ün, gece, Afyon Belediye binasının bir odasında Fevzi ve İsmet Paşalarla harp vaziyetini gözden geçirişi (A.V.T., s.15; T.İ.H., c.ll, ks.6, kp.ll, s.231). (Atatürk der ki: “Üçümüz vaziyeti bir defa daha gözden geçirdik ve kesinlikle anladık ki, Türkün hakikî kurtuluş güneşi, 30 Ağustos sabahı bütün parlaklığıyla doğacaktır” (A.S.D.II, s. 174). 30 Ağustos Zaferi, varlığına kastedilen büyük Türk Milletinin yeniden hayata dönüşünü sağlayan bir zafer olup yeni Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturmuştur. Başka bir ifadeyle, Türk Milletini sömürge durumuna düşmekten kurtaran ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasını sağlayan bu Zaferdir. 30 Ağustos Zaferi, Balkan Harbinin hemen ardından gelen Birinci Dünya Harbinde 4 yıl gibi uzun bir zaman Avrupa’nın ve Dünya’nın en büyük devletleriyle savaşarak bitkin düşen bu Milletin daha 3 yıl 3 ay ve 11 gün gibi çok uzun bir zaman katlandığı sıkıntıların ve döktüğü kanın bedelidir. Türklüğün var olmasını sağlayan 30 Ağustos Zaferi eğer kazanılmamış olsaydı, İstanbul hükümetinin imzalamış olduğu Sevr Antlaşması uygulanır ve bu güzel vatanımız parçalanarak bir devletler mozayiğine dönüşürdü. 26 Ağustos 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, Kocatepe’deki çadırlı ordugahta ordusuna taarruz emrini verdi ve Türkiye topraklarının düşman işgalinden kurtuluşunun son noktası, 4 günlük çetin bir savaşın ardından, şehitlerin kanıyla kondu. 26 Ağustos sabahı saat 05:30’da Türk topçusunun ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, Mehmetçiğin süngü savaşıyla devam etti. Ve 30 Ağustos 1922’de savaş, Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. İşte Büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta anlattığı taarruz emri: “20/21 Ağustos 1922 gecesi 1’inci ve 2’nci Ordu Komutanlarını da Cephe Karargâhına çağırdım. Genelkurmay Başkanı ile Cephe Komutanını da yanımda bulundurarak, taarruzun nasıl yapılacağını harita üzerinde kısa bir savaş oyunu şeklinde açıkladıktan sonra, Cephe Komutanı’na o gün vermiş olduğum emri tekrarladım. Komutanlar harekete geçtiler. Taarruzumuz, strateji ve aynı zamanda bir taktik baskın halinde yürütülecekti. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de kuvvetlerin yığınak ve hazırlıklarının gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu. Bu sebeple bütün yürüyüşler gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Taarruz bölgesinde, yolların düzeltilmesi v.b. çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için diğer bazı bölgelerde de benzeri yanıltıcı hareketlerde bulunulacaktı. 24 Ağustos 1922’de karargâhımızı Akşehir’den, taarruz cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına getirttik, 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut’tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe’nin güneybatısındaki çadırlı ordugâha naklettik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 5.30’da topçu ateşimizle taarruz başladı.” 28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri, başarılı geçen taarruz harekatı düşmanın 5. tümeninin çevrilmesiyle sonuçlandı. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz harekatı Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Büyük Taarruz’un son safhası, tarihimize, “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak geçti.